>10 Ekim de Allianoi ye

>10 Ekim de Allianoi ye 
Hareket Yeri:Ayvalık Diasa Market Önü
(Otabüs Kalkış Yeri)
Saat:10:30
İletişim 0532 6159594 – 0532 3752488
ÇYDD-ADD-CUMOK-KASAİD-Çevre Derneği organizasyonudur
Alianoi Antik Kenti Kazı Başkanı Ahmet Yaraş’ın konuk olduğu Ayvalık Cumhuriyet Okurları söyleşisinde ülkemiz ve Ayvalık için önemli konular gündeme geldi. Ahmet Yaraş, herkesi yaşanan insanlık dramına şahit olmaya, 10 Ekim’de Allianoi’ye davet ederken söyleşide, Ayvalık Verem Savaş Dispanserinin kapanmaması ve Gazeteci Bekir Coşkun’un Haber Türk Gazetesinden ayrılmasıyla ilgili konular da görüşüldü.

Gazeteci Bekir Coşkun’a yönelik bir şiirle başlayan Ayvalık CUMOK söyleşisinde hem ülke hem de Ayvalık gündemini ilgilendiren önemli konular gündeme geldi. Ayvalık CUMOK Dönem Sorumlusu Aysel Namlı, “Özellikle yoksul vatandaşlarımızın gittiği Verem Savaş Dispanserinin kapanmaması için çalışmalar yapılıyor” diyerek sözü Ayvalık Verem Savaş Derneği Başkanı İbrahim Meriç’e bıraktı. İbrahim Meriç, Ayvalık Verem Savaş Dispanserinin üstlendiği önemli görevi ve neden kapanmaması gerektiğini katılımcılara aktardı. ADD Genel Başkanı Tansel Çölaşan ise, Türkiye’de kararları Türk hükümetlerinin vermediğini söyledi.

“ALLİANOİ’DE Kİ İNSANLIK DRAMINA ŞAHİT OLUN”

Allianoi’de son gördüklerinden sonra boğazının düğümlendiğini belirten Kazı başkanı Ahmet Yaraş, “Kazılmamış, hiç bir şey yokmuş gibi bir şey söz konusu. Ne Kültür Bakanlığı yetkilileri ne de Devlet su İşleri yetkilileri şu an yapılan katliamı belgelemiyor. Amaç unutturmak. Zaten şu an yolları da kapatmışlar. Zor bir konu. Bir katliama tanık olmak, bir insanlık suçunu yaşamak ve sizlerle paylaşmak çok zor. Yaklaşık 30 civarında genç arkadaşımla tırnaklarımızla kazdık orayı ve 9 yıl orada çalıştık. 1998 yılında atandığımda bugün o gördüğünüz yerler buğday başakları altındaydı. Mimari kalıntı olarak kısa zamanda çok büyük bir ören yeriyle karşı karşıya olduğumuzu anladık. Başlı başına bir sağlık merkezi olduğu anlaşıldı. Ama 1904 yılından beri kullanılan bir ılıca vardı. İçinde sıcak suyu vardı. Kadın hastalıkları ve romatizmaya iyi geldiği söyleniyordu. Bölge halkı bu sudan yararlanıyordu. Şimdi bugün dünyanın en iyi korunmuş ılıcasının üstünü kapatıyorlar. Böyle bir trajedi. 400 tane metal tıp aleti bulundu ki bu dünyada bir ören yerinde bu kadar yoğun bulunmuş bir koleksiyon yok. Genellikle antik çağda doktor mezarlarında kullandıkları aletleri bulunur. Bu 400 tane cerrahi aletin özellikle cerrahi müdahalelerde kullanıldığını söylersem antik çağda buranın ne kadar önemli olduğunu belirtmiş olurum sanırım. 480 tane cam eşya envanterlik olarak sergilendi. Kısaca söylemek gerekirse küçük buluntu olarak ta son derece zengin. Sikke buluntuları bile başlı başına bir koleksiyon. Bu buluntularla bir müze oluşturmak mümkün. Buluntu olarak çok zengin ama bunlardan öte terminoloji açısından da önemli. Çok sayıda ahşap buluntu ele geçirildi. Farmakoloji açısından da çok zengin. 2006 yılından itibaren bu çalışmaların bitmesi gerektiğini söylediler. 2005 yılına kadar geçte olsa ödenekler gönderildi. 2006 yılında ise sadece kazı ruhsatı geldi. Ödenek gelmedi. Bilinçli bir taktik olduğu ortada. Halkın ve aydınların desteğiyle o yıl çok ciddi kazılar yapıldı ve çok zengin buluntularla karşılaştık. 2007 yılında ‘bu adamlar para buluyor’ diyerek ruhsatı göndermediler ve o yıllardan sonra ruhsat gelmedi ve bugün üstününün kapatılmasıyla ilgili Devlet su İşlerinin azimli çalışmasıyla karşı karşıyayız. Kültür Bakanlığına başvurdum olmadı. Sonra başvurdum kurulda gündeme aldılar 1999’un sonunda buranın birinci derece sit alanı olması için karar alındı. 2001 yılında ilan edilmiş fakat dağıtmamışlar. Kurul kararı ilgili çevrelere iletilmezse karar alınsa bile bir geçerliliği yoktur. Bu 2001 sonunda ortaya çıktı. Sümen altı edilmiş. Bundan sonra nasıl bir hukuku arkadan dolanmak, nasıl bir ikilem yaratmak hepsini yaşadım. Sit alanı ilan edildi hemen arkasından DSİ ‘buranın toprakla kapatılması korumak için şarttır’ dedi. İzmir’deki kuruldan bir türlü su altında bırakmak için gereken kararı alamadılar. Sonraki süreçte koruma kurulu üyelerini kendi lehlerine değiştirdiler. Sonra kültür bakanlığı bir bilim komisyonu oluştursun dediler. 2005 yılında öneri getirildi ilgili komisyon oluşturulması için. Bilim komisyonunun yazıldığı raporda sümen altı edildi. 16 tane dava oldu. Bunları onlarca avukat arkadaş takip ediyor ben 12 yıldır bu işle uğraşıyorum. Hızla toprakla üzerini kapatıyorlar. Bir sene sonra Türkiye bu konuyla ilgili suçlansa yalnızca Türkiye’yi yurt dışında bir kez daha mahkûm edeceğiz ama önemli bir antik kent sonsuza kadar yok olacak” dedi.

“SADECE YÜZDE 20’Sİ KAZILDI”

Allianoi bir mihenk taşı olduğunu söyleyen Yaraş, “Bu ülkede belki binlerce Allianoi var. yüzde 20’si kazıldı. Hakkında yazı yazılsa destan olur. Bu tanıklığa, bu insanlık dramına sizinde şahit olmanız gerek. 10 Ekim’de sizleri orada ağırlamak istiyorum. Yönetimdeki insanlar anlasınlar. Bizler uyumuyoruz. Her şeyin farkındayız ama halkın biraz daha yaşaması ve gözlemlemesi gerekiyor. İki tane gavur taşı için bizi bekletmeyin hocam diyenler şimdi iktidarda” dedi.

Nilgün KAYA

İlgili Yazı

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *.

*
*
Yorum yazarken HTML kodlarını kullanabilirsiniz.

Have no product in the cart!
0