>

Bitki Tarihi & Bitkilerde tedavi

en eski iyileştirme yöntemlerinden biridir. İlk yazılı eserlerde de bitkilerin hastalıkları iyileştirmede kullanıldığına dair ipuçları vardır.

M.Ö. 3000 yıllarında Mezopotamyâda yani Fırat ve Dicle nehirleri arasındaki topraklarda kurulan Sümerler, Akadlar ve Asurlulara ait medeniyetlerde hastalıkların rahip hekimler tarafından sihir, büyü, bitkisel ve hayvansal ilaçlarla tedavi edilmeye çalışıldığı Ninova tabletlerinden öğrenilmiştir.

Tabii ki bu tedavi şekilleri arasında çoğunluğu bitkisel ilaçlar teşkil etmektedir. Anadolu ve Mezopotamya’da daha sonra kurulmuş olan Hitit uygarlığı hakkındaki bilgiler ise Boğazköy’de bulunan Hitit arşivinden çıkarılan tabletlere dayanmaktadır.

Buna göre Hititlerin hastalığı tanrının insanları cezalandırması olarak kabul ettiği ve bunun için de tedavide bitkisel ilaçlarla birlikte sihire de başvurdukları anlaşılmaktadır.

Bu dönemde Çin ve Hindistanda da Mezopotamya uygarlığına paralel olarak bitkisel tedavide gelişmeler kaydedilmiştir. Hint yazar Rig Veda M.Ö. 2500lü yıllarda 1000 şifalı bitki içeren bir eseri kaleme almıştır. Eski Mısır uygarlığı tıbbına ait bilgilerimizin temeli ise M. Ö. 1550 yıllarında yazıldığı tahmin edilen ve bir mumyanın bacakları arasında bulunan Eber papirüslerine bağlıdır. Yaklaşık 800 adet bitkiden bahsedilen belgelerde, hastalıklarda ayinlerde ve mumyalamada kullanımlarından bahsedil-

mektedir. Bu papirüslerde en sık adıgeçen bitkiler adasoğanı, ardıç, banotu, çiğdem, hardal, hint yağı, incir, centiyane, keten, safran, soğan, sarımsak, tarçın ve üzümdür.

Firavun mezarları olan piramidlerin inşası esnasında çalışan işçileri mikrobik hastalıklardan korumak için soğan ve sarımsak verilmesi ilginç bir özelliktir.

Mezopotamya ve Mısır medeniyetlerinden etkilenerek oluşan Yunan uygarlığı sırasında tedavi ve bitkisel ilaçlar hakkında çok önemli kitaplar yazılmış ve bu eserler senelerce Avrupa ve özellikle İslâm tıbbına temel teşkiletmiştir. Bu dönemde M.Ö. 1250li yıllarda Eskülap efsanevi bir hekim olmuş, iki kız kardeşi Hygeia ve Panacea’nın yardımları ile bitkisel tedaviyi hastalarına uygulamıştır. Bu arada İstanköy’de doğan Hipokrat tıbbı, felsefeden ayırıp ilmi esaslara bağlaması ile önemli bir şahıs olarak tarihteki yerini almıştır. Bugün hâlâ tıp fakültelerinde mezuniyet törenleri sırasında,öğrenimini bitiren doktor adayları Hipokrat’ın o tarihlerdeki yemininin çok benzeri bir yemin ederek diplomalarını almaktadırlar. Tıpla ilgili 150 kadar eseri bulunan Hipokrat 400 civarında bitkisel ilaçtan bahsetmektedir.

Yine bu çağlarda bitkilerin insanlarda yapmış olduğu etkiler büyü ile de sıkı bağlar içindeydi. Birçok bitki, gizli ve özel ayinlerde, büyü ve sihirde kullanılmak üzere tecrübeli toplayıcılar tarafından tedarik edildi.

Ortaçağ İngiltere’sinde manastırların bahçelerinde tıbbî bitkiler yetiştirilirdi.

Bu bitkiler arasında Ortadoğu’dan getirilen bitkiler de vardı.

Roma ve Bizans uygarlıkları döneminde hastalıkları iyileştirmeye pek

gayret edilmediği görülür. Bunun sebebinin de Tanrının işine karışmamak

felsefesi olduğu düşünülmektedir. Buna göre Romalılar hastalığın tanrılar

tarafından insanlara ceza olarak verildiği kanaatindeydiler.

Buna rağmen Bizans dönemine ait Dioscorides ve Galen isimli 2 ünlü hekim mevcuttur.

Dioscorides, Neron ve Vespasienin ordularında hekim olarak Anadolu ve Doğu ülkelerini gezmiş, tıbbi bitkilerle ilgilenmiş ve elde ettiği bilgileri

ilaçlar bilgisi isimli eserinde yayınlamıştır. Bu önemli kitap ondan sonraki

150 sene tedavi alanında temel eser olarak kullanılmıştır. Eserin aslı elde

mevcut olmayıp, en eski kopyası Viyanâ da Avusturya Milli Kitaplığı’nda mu-

hafaza edilmektedir. Bu kitabın M. S. 312de Bizans imparatoru Anicius’un

kızı prences Juliana’ya hazırlandığı bilinmektedir.

Romanın diğer meşhur hekimi Galen ise tedavi hakkında 50 kadar kitap

yazmıştır. O dönemde hekimlerin imparatoru ünvanını kazandığı iddia edilmektedir.

Bu zamandan İslâm uygarlığı’na kadar geçen süre tıp için karanlık bir

çağ olarak kabul edilir. Bu dönemde bitkilerle tedavi bilgileri manastırlara

düşmüş, eldeki eserler rahipler tarafından kopya edilerek saklanmışlardır.

İslâm uygarlığı döneminde İslâm hekimleri temelde Yunan ve Hint tıpla-

rının bilgilerinden faydalanmış ve özellikle bitkilerle tedaviye çok önem vermişlerdir.

Hem çeviriler yaparak eski bilgileri yenilemiş ve hem de kendi buluşlarıyla çağın tıbbına önemli hizmetler vermişlerdir.


Oku Bil Sor Sorgula? Kısaca Bilgilenmek Lazım?

Önceki Metin

Next Article

İlgili Yazı

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *.

*
*
Yorum yazarken HTML kodlarını kullanabilirsiniz.

Have no product in the cart!
0