>MEL BROOKS

>

MEL BROOKS

Gülmek Kalbe Yararlıdır.”

Melvin Kamisky adı ilk başta size birşey çağrıştırmıyor olabilir.Çünkü bu ad ona büyükbabası bir Rus yahudisi olan Samuel Kaminsky tarafından verilmiştir.İkinci dünya savaşı yıllarında Amerika’ya göç eden Kaminsky’ler hemen her Yahudinin yaptığı gibi sokak ticareti ile belli bir noktaya ulaşmışlardır.



Ancak Mel’in hayata ironik bakışı ve çabuk düşünebilme yeteneği sayesinde o savaş sonrası populerleşen telenizyon dünyasının içine doğru bir yolculuğa çoktan çıkmıştır.1950’li yıllarda televizyona skeç ve durum komedileri yazarak işe başladı. Yazdılarında yaşamın kıyısında kalmış ve bir türlü sıyrılamamış ama yaşam savaşını tüm aksaklıklara rağmen sürdüren bireyi ele almıştır. Sade ama bir o kadar da karmaşık durumların üzerinde nakış yapmayı seven yazılarında kelimelerle, filmlerinde de alıcısıyla seyirciye seksek veya ip atlattırmayı denemiştir.

Kendi hayatı içersinde uğraşılarının ucubucağı yoktur; müzisyen, dramaturg, şair, yönetmen, senarist gibi uğraşılarını bürokrat, burjuva entellektüeli,sanayici, gibi işleri yerine yaşamın sıradanlığını bozan işlere yeğlememiştir.Avrupa entelijansiyasını Amerikan pragmatizmine yansıtarak bir durum içersinde tekrarlanmasıyla oluşan Gag’lerin sonudur Mel Brooks sineması.

Kaçmak istediği zaman Central Park’ta elinde bir ağacın altında sosisli sandviçle veya merkez kortunda tenis oynadığını görebilirsiniz.Bu kaçışlar onun düşünme payıdır aslında.

Öyleki B sınıfı bir fil oyunculuğundan böyle bir yere gelmesi onun hızlı düşünüp ve uzun süren çalışmalarının bir sonucudur; 89 Charing Cross Street, Fly, Frances gibi ciddi filmlerinde yapımcılığına bile soyunmuştur.Bunların yanısıra ; Silent Movie, Blazing Saddles, High Anxiety gibi filmleride yönetmiştir.Tezatlar fırtınası yaratan bu adam tüm klasikleri bilen tarihe saygılı ama bir o kadar da yergi yapıyorsa mutlaka belleğin,paratik düşüncenin ve sivri zekanın çok iyi harmanlamasından kaynaklanmaktadır. Zira beklenmedik bir biçimde gülüverirsiniz.

Brooks filmlerinde kaba güldürünün yanında absürdüde yedirmeyi bieln bir anlayış yatar. Kimsenin cesaret edemediğianlarda program yapmış, kimsenin söyleyemediklerini söylemiştir. Aslında yarattığı karakterlerde son derece sinirli olan anında köpürüveren fakat bir o kadar da masum sevimliliğe sahiptir.

Bir talk-show programında kendisinden daha fazla gülmeye neden olan Anderson’a dönüp

“ Lütfen yahudilerden daha komik olmaya çalışma” demesini de bilmiştir. Durum komedi’sinden Slapstick’e absürd’den traji-komikliğe oradan ver elini ironiğe hep gidip gelmiştir. Hatta bir söyleşisinde “Sakatlara gülmenin ve onları taklit etmenin yanlış bir tarafı yoktur.Çünkü gülmenin yanlış bir yanı yoktur.Mizah civa gibidir.Küçük gümüş topçuklardan gümüş bir ırmağa akar.İyi mizah gerçeği görüp ne olursa olsun bu söylemenin kendisidir”

Bugün geçgin yaşına rağmen –ruhen- rahatsız bir insandır.Onu ülkemizde gösterilen Kokuşmuş Hayat,Olmak Ya da Olmamak,İnsanlık Tarihi,Robin Hood’un Çılgın Dünyası gibi filmlerinden belki hatırlayanlar olacaktır.

Yaşama başlarken zaten ağlıyorsunuz ve olası bir şansınız ölmek ve buna rağmen hala yaşamaya devam ediyorsanız yaşamı Brooks filmleri kadar cid-Ti’ye almanızı salık veririm.

Çünkü hayat ciddiye alınmayacak kadar önemlidir.

Meraklısına Brooks külliyatı;

KEREM KABAN

Önceki Metin

Next Article

İlgili Yazı

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *.

*
*
Yorum yazarken HTML kodlarını kullanabilirsiniz.

Have no product in the cart!
0